Discussion about this post

User's avatar
Luma_ El _Silence's avatar

Hafif gülümseten bir yazı: bazen yeniden başla dediğimiz şey, hayatın zerafetle attığı bir tokat aslında.

Cemil's avatar

Boşanmayı bir 'ölüm ve yeniden doğuş' döngüsü olarak ele alışınız, zihnimdeki o 'idrak' perdelerini çok sarsıcı bir yerden araladı. Evet, bir ilişkiyi bitirmek sadece bir evi ya da bir ismi ayırmak değil; o güne kadar 'biz' dediğiniz o devasa kimliğin cenaze törenini yapmaktır. O çarpışma anında yaşanan 'ölüm' hissi, aslında eski benliğin o alttan alta örülen konforlu prangalarından kopuşun sancısıdır.Ben de hayatı bir 'inşa süreci' olarak gören biri olarak şunu derinden hissediyorum: İnsan, o zaman makinesinin onu fırlattığı o 'hareketsiz' boşlukta aslında en büyük gücünü topluyor. Hayatın o bazen 'suntalam' kadar sert, esnemez ve ruhsuz gerçekleri karşısında; o betonu delip çıkano çiçek, artık eski toprağına dönemez. Çünkü o betonun altındaki karanlığı görmüş ve kendi ışığıyla o sertliği çatlatmıştır.Sorduğunuz soruya gelince: O betonda çiçek açtıktan sonra geriye dönmek; güneşin tadını almış bir canlının, kendi rızasıyla tekrar karanlık ve dar bir sığınağa girmesi gibi olurdu. Bu, sadece bir geri dönüş değil, kazanılan o yeni ve kutsal kimliğe bir ihanet, o zorlu 'doğuş' mucizesini inkar etmek anlamına gelirdi. Geriye dönmek, artık o sığınağa 'sığamayan' ruhun kendi kendini yeniden ezmesi demektir.

8 more comments...

No posts

Ready for more?