10 Comments
User's avatar
Luma_ El _Silence's avatar

Hafif gülümseten bir yazı: bazen yeniden başla dediğimiz şey, hayatın zerafetle attığı bir tokat aslında.

Cemil's avatar

Boşanmayı bir 'ölüm ve yeniden doğuş' döngüsü olarak ele alışınız, zihnimdeki o 'idrak' perdelerini çok sarsıcı bir yerden araladı. Evet, bir ilişkiyi bitirmek sadece bir evi ya da bir ismi ayırmak değil; o güne kadar 'biz' dediğiniz o devasa kimliğin cenaze törenini yapmaktır. O çarpışma anında yaşanan 'ölüm' hissi, aslında eski benliğin o alttan alta örülen konforlu prangalarından kopuşun sancısıdır.Ben de hayatı bir 'inşa süreci' olarak gören biri olarak şunu derinden hissediyorum: İnsan, o zaman makinesinin onu fırlattığı o 'hareketsiz' boşlukta aslında en büyük gücünü topluyor. Hayatın o bazen 'suntalam' kadar sert, esnemez ve ruhsuz gerçekleri karşısında; o betonu delip çıkano çiçek, artık eski toprağına dönemez. Çünkü o betonun altındaki karanlığı görmüş ve kendi ışığıyla o sertliği çatlatmıştır.Sorduğunuz soruya gelince: O betonda çiçek açtıktan sonra geriye dönmek; güneşin tadını almış bir canlının, kendi rızasıyla tekrar karanlık ve dar bir sığınağa girmesi gibi olurdu. Bu, sadece bir geri dönüş değil, kazanılan o yeni ve kutsal kimliğe bir ihanet, o zorlu 'doğuş' mucizesini inkar etmek anlamına gelirdi. Geriye dönmek, artık o sığınağa 'sığamayan' ruhun kendi kendini yeniden ezmesi demektir.

Hülya G | Kendine Yürüyenler's avatar

Çok teşekkür ederim bu samimi, içten yazınız için. Açıkçası ben "boşanıyoruz" dediğimiz andan itibaren düştüğüm o boşluktaki hissim şuydu "Ait olduğum topraklardan çekip gidiyorum. Ve canım acıyor." Ve tüm gücümü toplayıp bugün ayağa kalktığım yerde hissim şuna dönüştü: "Ait olduğum topraklara geri döndüm. Ruhum özgür ve ben mutluyum."Evet, bir şey bitmeden, bitemeden başka bir şey başlayamıyor sanırım. Tekrar özgür hissetmem için o karanlık tünelden titreyerek geçmem gerekiyordu belki de. Ve o benim için ölüm gibi bir şey olmuştu. Tekrar teşekkür ederim paylaşımınız için. Sevgiler.

Cemil's avatar

İnsan bazen en çok kendine yabancılaştığında o gurbet hissini yaşıyor. O karanlık tünelden geçmek, dediğin gibi bir nevi ölmek ve yeniden doğmak gibi. O titremeler, o sancılar aslında senin o eski, sana dar gelen kabuğundan kurtulma çabasıymış.

Şimdi ruhunun özgürleştiğini, o topraklara yeniden kök saldığını hissetmen senin en büyük zaferin. Bir şeylerin gerçekten bitebilmesi, yer açması zordur ama bak o tünelin sonu ne kadar aydınlık çıkmış. Mutluluğun ve bu taptaze özgürlük hissin daim olsun.

Hülya G | Kendine Yürüyenler's avatar

Çok teşekkürler. Dilerim hepimiz için öyle olsun.

Ahmet's avatar

Selamlar, rica etsem sorunuzu biraz daha açabilir misiniz? Bu geriye dönüş kişinin kendi hayatında mi bir geriye dönüş, yoksa tükenmiş evlilikle mi alakalı ( birincisi diye düşünüyorum)

Hülya G | Kendine Yürüyenler's avatar

Merhabalar, böyle bir açılım için çok teşekkür ederim. Aslında bu soruyla evet parantez içinde tükenen, ancak diğer taraftan da hala çıkmadık candan da ümit kesilmez gibi düşünülen ilişkiye geri dönme fikrinden bahsediyorum. Bazen bir şeyler kötü de olsa, insanın yine tanıdık patternlere dönme eğilimi vardır ya.. Yani, uzun bir sürecin sonunda kendini yeniden doğuran birinin, tekrar aynı ilişkiye dönme halinin sizdeki yansıması nedir aslında, soru tam olarak bu.

Ahmet's avatar

Selam Hülya Hanım:

Uzun süren evlilikler için kısa bir cevap vermek isterim (genele yöneltmeden).

Bağlar; varlığımızın ilk adımından sonuna dek süren, içsel adlandırmalarımızdan — sevgi, aşk, saygı, bazen de vicdan — doğan ve ruhumuza kattıklarıyla büyüyen hallerimizdir. Kimi zaman çok güçlü, kimi zaman gelip geçici… Bu bağların kuvveti, evliliğin kaderini belirler. Eğer sağlam bir bağ kurulmuşsa, işte o zaman “gerçekten mi?” diye hayranlıkla baktığımız, “nasıl başardınız?” diye sorduğumuz uzun soluklu evlilikler karşımıza çıkar.

Evlilik kurumu, aslında tarafların ilk başlardaki aşkın pır pır heyecanlarını koruma altına almak için başvurduğu bir yanılsamadır. Zaman ilerledikçe bu heyecanın kaybolduğunu insanlar fark eder. O noktada ise, sizin de değindiğiniz gibi, tanıdık olan acıyı seçme hali ortaya çıkar.

Fakat betonda açan bir çiçek, verdiği mücadelenin büyüklüğünü bilir. Betonları kırıp çıkmıştır artık. Ve hızla köklerini toprağa ulaştırarak, yeni kimliğiyle yeni bir ormanda kendisini besleyen tüm sarmaşıklarından kurtulmalıdır. Çünkü onun için yeni baharlarla buluşma vakti gelmiştir. Saygılarımla , Ahmet

Hülya G | Kendine Yürüyenler's avatar

Selamlar, çok sağ olun yazdıklarınız için, harika! Sanırım ben her devam eden evliliğin (gerçi genellememişsiniz), sağlam bağların oluşmasıyla gerçekleştiğinden emin değilim. Bugün bir post gördüm instagramda, tam kelimesi kelimesine aktaramasam da kabaca şöyleydi "Biz eskiden bir bozulma vs olunca tamir ederdik, yenisiyle değiştirmezdik.", eski neslin ağzından ilişkilere yönelik bir söylemdi. Yani, gerçekten tamir olup, güçlenerek mi devam ediyordu (istisnalar kaideyi bozmaz) yoksa o haller yeni normalleri mi oluyordu bilemiyorum. Ben kendi adıma içten içe iç çeken çok yaşanmamış hayatlar gördüm yaşı geçkin insanların gözünde. İnsanlık için dileğim, ilişkilerin duygusal karmaşasında boğulmak ya da kendi zihninde yarattığı profili karşısında arayarak heba olmak yerine, karşılıklı ilişkinin iyileştirici, özgürleştirici, zihin açıcı halini deneyimlemesi. Sevgiler!

Ahmet's avatar

Selamlar, elinize sağlık çok güzel bir konu soyeldiginiz gibi üzerinde tartışılması gereken bir yazı kaleme almışsınız ✨